🎎 Ülkemizin Eğitim Sistemindeki Değişiklikler Ile Ilgili Araştırma
hZniU. Prof. Dr. Giray BERBEROĞLU - Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim ÜyesiOluşturulma Tarihi Kasım 27, 2017 0902Türk eğitim sisteminde sürekli yapılan değişiklikler, politika yapıcıların var olan durumdan memnun olmadıklarını gösteriyor. 2005 yılından bu yana, gerek öğretim programlarındaki değişikliklerle, gerekse sınav sistemi ve buna bağlı olarak öğrencilerin ortaöğretim ve üniversite programlarına geçişleri sürecinde, oldukça çok tartışılan, ancak yapılan hiçbir değişikliğin kamuoyunu tatmin etmediği bir süreç bu kadar çok değiştirilmesi bilimsel temellere dayalı eğitim politika kararlarının alınmamasından kaynaklanıyor. Bilimsel temele dayalı bilgiler, Türkiye’nin katıldığı uluslararası projelerle ortaya konuluyor. Ülkemiz koşullarında öğrencilerin öğrenmelerine ilişkin bilimsel bulgulara ulaşmak, amacı yalnızca “seçme” ve “yerleştirme “ olan ulusal sınavlarla mümkün olmuyor. Türk eğitim sistemi içinde yer alan geniş ölçekli sınavların katkı sağlaması seçme ve yerleştirme amacının ötesinde, öğrenci gelişimini takip eden ve sisteme özellikle “eşitlik” ve “bilişsel gelişim” boyutlarında geri bildirim sunan uygulamalarla TÜMÜYLE ELE ALINMALIEğitim sistemi içindeki sorunlar çok boyutludur. Okullar arası farklar, öğretmen ve öğrenci özellikleri bu boyutların temel unsurlarını oluşturuyor. Bilimsel bulgular Türkiye’de okullar arası farkların, öğrencilerin öğrenme düzeyleri açısından büyük olduğunu gösteriyor. Sistemin en önemli unsurunu oluşturan öğretmen nitelikleri de ayrıca ele alınması gereken bir sorun. Bilimsel çalışmalar öğretmenlerin sınıf yönetiminde sorun yaşadığını, ders içeriklerini öğrenci ihtiyaçlarına göre uyarlayamadığını gösteriyor. Bunun yanı sıra öğrencilerin okula yönelik tutumları ve kendilerini okula ait hissetme duygularının başka ülkelerdeki yaşıtlarının gerisinde olduğu içinde belki de en önemlisi, Türkçe, fen bilgisi ve matematik gibi temel alanlarda üst düzey düşünme süreçlerinde günümüz dünyasında karşılaşacakları durumlara ilişkin çözüm önerisi üretmekten oldukça uzak yetişmekte olan bir nesille karşı karşıya olduğumuzdur. Eğer sistemde düzeltme yapılacaksa tüm bu öğelerin dikkate alınması sistemi ve sınavın içeriği bütün bu durumlardan bağımsız değil. Düşünme süreçlerine odaklanılmadığında sınavların içeriği doğal olarak beklentileri karşılamıyor, öğrenci gelişimine ilişkin bilgi sağlamıyor. Bu nedenle sınav sistemini değiştirerek sistemin daha iyi çalışır hale gelmesi mümkün değil. Sistemin bütüncül yapı içerisinde tümüyle ele alınması gerekiyor. Ancak yine de nereden başlamak gerektiğinin yanıtı, “hangi düşünme süreç ve becerilerine sahip öğrenciler yetiştirmek istiyoruz” sorusunun altında DÜŞÜNCE SÜREÇLERİNİ GELİŞTİREMİYORLARÖğrencilerimizin temel düşünme süreçlerini geliştiremediği bir gerçek. Ülkemizde düşünme süreçlerinin neler olması gerektiği konusu fen, matematik, sosyal bilgiler gibi konu alanlarından bağımsız bütüncül bir yapı içerisinde ele alınmalı. Şöyle ki, PISA çalışmaları Türkçe alanında öğrencilerin metin içinde açıkça verilmiş bir ya da birden fazla bilgiyi bulabildiğini, bilinen bir kapsama dayalı metinde yazarın amacını ve ana temayı tanıyabildiğini ve metindeki bilgiler arasında basit bağlantıları kurabildiğini gösteriyor. Öğrenciler metinde tek bir özellik boyutunda karşılaştırma yapabiliyor ve ana fikir konusunda çıkarımda bulunabiliyor. Ancak Türkçe okuryazarlığında metinde kapalı anlam olarak verilen bilgiye ulaşma, birden fazla bilgiyi ayırt edip organize etme, hangi bilginin konu ile ilişkili olduğunu ya da konuyu desteklediğini bulma, irdeleyici yansıtıcı yazı yazma ve belli bir amaç için üretilen bilgiden yararlanarak değerlendirme yapma ve hipotez önerme, çoklu ölçüt kullanarak metnin ötesinde anlam geliştirme konusunda sorun MATEMATİK VE FENDE AYNI SORUN VARAslında Türkçe okuryazarlığında tanımlanan bu süreçler fen ve matematik alanları için de geçerli. Şöyle ki, fen bilgisinde Türk öğrenciler basit terimleri tanıyabiliyor, basit ilişkisel ve nedensel örüntüleri ayırt edebiliyor, düşük bilişsel beceri gerektiren grafiksel ve görsel bilgileri tespit edebiliyor ancak kapsam, süreç ve epistomolojik bilgi kullanarak bilimsel olgu ve süreçlere yönelik tahminde bulunma ve hipotez önerme, bir veriyi yorumlarken bilimsel kanıt ve teoriye dayalı bilgileri diğerlerinden ayırt etme, karmaşık deneysel desenleri değerlendirme ve verdiği kararı gerekçelendirme boyutlarında başarı şekilde öğrenciler matematik alanında doğrudan çıkarım yapmayı gerektiren kapsama ilişkin yorum yapabiliyor, tek bir kaynakla ilgili bilgiyi ayırt edebiliyor, temel algoritma ve işlemsel formülleri kullanabiliyor. Ancak karmaşık problem durumlarına dayanan araştırma ve modelleme sonuçlarından elde edilen bilgileri kavramsallaştırma, genelleme ve kullanma, farklı bilgi ve kaynakları ilişkilendirme ve bunları birbirine transfer edebilme, yeni bir problemin çözümü için strateji geliştirme ve farklı problem çözme stratejilerini seçme, karşılaştırma ve değerlendirme süreçlerinde sorun EDİLMESİ GEREKEN ÜÇ NOKTA VARBurada dikkate alınması gereken üç nokta var Bunlardan birincisi konu alanından bağımsız olarak karşılaştırma, ilişkilendirme, değerlendirme, hipotez önerme vs. gibi süreçlerin aslında her ders için ortak düşünme becerileri olduğu. Öğretim programlarının geliştirilmesi aşamasında kuramsal olarak öncelikle bu süreçlerin açıklığa kavuşturulması ve en iyi geliştirilebileceği kavram ve konularla eşleştirilmesi gerekiyor. Daha önce sorulan ne tür öğrenciler yetiştirmek istiyoruz sorusunun yanıtını vermek ve düşünme süreçleri açısından gerekli tanımlamaları yapmak işin ilk aşamasıdır. İkinci dikkate alınması gereken nokta, ülkemizdeki öğretim programlarının bu süreçleri bir bütün olarak farklı konu alanlarında ne ölçüde ele aldığı sorusudur. Basında yapılan akademisyenlerin de kısmen katıldığı yalnızca hangi konunun hangi sınıf düzeyinde ele alınması gerektiği tartışmaları ve öğretim programlarındaki kazanım tanımlarının niteliği düşünme süreçlerinin ülkemizdeki eğitim camiası tarafından yeterince anlaşılmadığını gösteriyor. Dikkate alınması gereken üçüncü nokta ise matematik ve fen alanlarında da kendini ifade etme becerisi, başka bir deyişle Türkçe’ye hakim olmak gereğidir. Türkçe yeterliği olmadan üst düzey düşünme süreçlerinin geliştirilmesi oldukça zor. ÖĞRETİM PROGRAMLARI DÜŞÜNME BAZLI GELİŞTİRİLMELİÖğretim programlarının düşünme süreçlerini yukarıda bahsedildiği gibi sistematik olarak ele almadığı biliniyor. Bu nedenle sistemde yapılan ve yapılacak her türlü değişikliğin eğitim çıktılarını yukarıya taşıması olanaksız gözüküyor. İşe başlanması gereken yer kaçınılmaz olarak öğretim programlarının konu bazlı olmaktan çıkarılıp, düşünme bazlı geliştirilmesi, bu süreçlerde ele alınan becerilerin herkes tarafından doğru anlaşılması ve örneklendirilmesi. Ayrıca eğitim fakültesinde yetiştirilen öğretmenlerin sınıfta bilgi aktaran değil düşünme süreçlerini geliştirmeye yönelik becerilerle donatılması, ders kitaplarının birkaç ay içinde değil, araştırmaya dayalı ve ilgili süreçleri bilimsel anlamda geliştirecek içerikte hazırlanmasıyla devam eden bütüncül bir sürecin bu yaklaşımın başarısı okullar arası nitelik farklarının uzun vadede ortadan kaldırılması ve kaynakların eşitlik ilkesi çerçevesinde okullara dağıtılması ile mümkün. Şurası açıktır ki, ortaöğretime geçişte sınava dayalı bir sistemin uygulanması eşitlik ilkesine tamamen aykırı ve ülke genelinde yukarıda bahsedilen düşünme süreçlerini geliştirme açısından başarısız bir uygulamanın doğmasına neden oluyor. 12 yıllık temel eğitim zorunludur ve bunun her bireye eşit koşullarda ulaşması gerekiyor. Bazı okulları diğerlerinden daha nitelikli kabul edip, sınavla öğrenci seçmeye kalkışmak eşitlik ilkesine aykırı bir DAYALI SİSTEM BAŞARIYI DÜŞÜRÜYORBu tür seçmeye ve yetenek gruplamaya yönelik sistemlerin ülke genelinde öğrenci niteliğini ve başarısını düşürdüğü bilimsel olarak doğrulanıyor. Okulları nitelikli ve niteliksiz gibi ayrıma tabi tutmaktansa, tüm okulları nitelikli hale getirmek temel amaç olmalı. Sistemde daha çok oranda öğrenciye sahip olan nitelikli sınıfına girmeyen okuldaki öğrencilerin okula ve öğrenmeye yönelik olumlu tutum ve motivasyon geliştirmesi mümkün değil. Bu nedenle sistemin tümünde öğrencilerin gelişiminin sağlanması olanaklı ve nitelikli eğitim hakkı bazı okullara verilen hak olarak kalmamalı, yaygınlaşmalıdır. Bu sağlanmadan yapılandırılacak her türlü reformun başarısız sonuçlar doğurması kaçınılmaz. Özetle, sistemi daha iyiye götürmek “eşitlik” ilkesi kapsamında okullar arası farkların azaltılması ve öğretim programlarında üst düzey düşünme süreçlerinin yaygın olarak ele alınmasıyla mümkün. Sınav 12 yıllık temel eğitim sürecinde öğrencileri ayrıştırmaya yönelik değil, öğrenmenin gelişimini takip etmeye odaklı olmak durumundadır. Öğrenmenin gelişimini takip etmeden sıralamaya dayalı “seçme” kararlarının verildiği sistemlerin başarılı olması mümkün değil.
Haberler > Eğitim 'Reform' Yorgunu 15 Yılda Sistemde Hangi Değişiklikler Yapıldı? - 1336 - 1013 Türkiye'de son yıllarda en çok tartışılan konulardan bir tanesi, eğitim sisteminde yapılan değişiklikler. 15 senede göreve gelen 6 Milli Eğitim Bakanı, sınav sistemlerinden müfredata köklü değişiklikler yaptı; liselere girişte LGS, OKS, 3’lü SBS, tek SBS, TEOG ve LGS olmak üzere sistem 6 kere yenilendi. Son 15 yılda sistemde yapılan radikal değişikliklere birlikte bakalım... Bakan Selçuk'un açıkladığı son sistem, eğitim sistemindeki değişiklikleri akıllara getirdi Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından açıklanan 'liselerde yeni sistem', eğitim sisteminde yaşanan sık değişimleri tekrar gündeme yılından itibaren 9. sınıftan başlayarak kademeli olarak uygulanacak yeni sistem tartışılırken, Milliyet'ten Aysel Bozan Yılmaz, eğitim sistemimizde son 15 yılda yaşanan değişimleri derledi. Liseler 4 yıla çıktı Hüseyin Çelik döneminde, liselerdeki eğitim süresi 4 yıla çıkartıldı. Yabancı dilde eğitim verilen hazırlık sınıfı da, birkaç okul dışında tarih yılında ise liselere girişte uygulanan LGS kaldırılarak, OKS getirildi. Bu sistemde ilköğretim öğrencileri tek bir sınava giriyordu. Ancak 2007 yılında bu sistem kaldırıldı ve liselere girişte 6., 7. ve 8. sınıfın sonunda girilen Seviye Belirleme Sınavı sistemi getirildi. 2009'da katsayı kaldırıldı YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın döneminde, üniversiteye girişte katsayı uygulaması davalar sonucunda Mart 2010’da katsayı alan dışını seçenler için 0,12; kendi alanlarını seçenler için 0,15 olarak belirlendi. ÖSS kaldırıldı ve iki aşamalı sınav getirildi 2010 yılında, üç sene üst üste yapılan SBS kaldırıldı. İsmi aynı kaldı ancak tek sınav haline getirildi. Bu süreçte, genel liselerin anadolu lisesine dönüşme süreci başladı ve bu süreç 2014'te 2010 yılında, ÖSS kaldırılarak üniversitelere girişte iki aşamalı sınav sistemi getirildi. Adaylar, önce Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na YGS giriyor; barajı aşanlar ise Lisans Yerleştirme Sınavı’na LYS katılıyordu. FATİH Projesi hayata geçirildi 2011 yılında, katsayı YÖK tarafından kaldırıldı ve her aday için 0,12 oldu. Aynı yıl içinde yapılan YGS'de şifre skandalı patlak verdi ve bazı adayların, belli şifreleri kullanarak doğru cevaplara ulaştığı iddia ekim ayında FATİH Projesi hayata geçirildi. Ülke genelinde 620 bin derslikte akıllı tahta kullanarak dersleri dijital ortama taşımayı hedefleyen MEB, bu kapsamda sınıflara dizüstü bilgisayar, projektör ve internet altyapısı sağlayacaktı. Bu projenin ne kadarının tamamlandığı ise bilinmiyor. SBS yerine TEOG sınavı getirildi 2013'te, bakanlık koltuğuna Nabi Avcı'nın oturdu. Aynı yıl, SBS yerine Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş sistemi TEOG sistemde, öğrenciler 6 temel dersten, her dönem birer tane olmak üzere, 12 ayrı merkezi sınava girdi. Uygulamayla, öğrencinin eğitim döneminde girmek zorunda olduğu yazılılardan biri merkezi olarak yerleştirme sonuçları açıklandığında, tercih yapmayan adayların evinden 180-200 km uzaklıktaki okullara yerleştirilmesi tartışma konusu yıl türban ortaöğretimde serbest bırakıldı ve dersanelerin kapatılmasını öngören kanun çıkartıldı. Dersaneler özel eğitim kurumlarına dönüştürüldü. 15 Temmuz'un ardından, 15 üniversite ve 934 okul kapatıldı 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında hazırlanan ilk KHK ile FETÖ ile bağlantısı nedeniyle 934 okul, 15 üniversite, 109 öğrenci yurdu dönemde askeri okullar kapatıldı ve Milli Savunma Üniversitesi kuruldu. 4+4+4 sistemiyle 12 yıllık zorunlu kademeli eğitim getirildi 4+4+4 olarak bilinen yeni sistemle 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yerine, 12 yıllık zorunlu kademeli eğitim getirildi. İmam hatiplerin orta kısımları yeniden açıldı. 66 aylık çocuklar zorunlu olarak ilkokula başladı. İlkokul, ortaokul ve liselerde serbest kıyafet uygulamasına geçildi. Müfredatta kapsamlı değişikliğe gidildi MEB, ilkokul, ortaokul ve liseyi kapsayan 172 sınıf düzeyi için 53 dersin taslak öğretim programını askıya çıkardı. Taslağı inceleyen uzmanların yorumlarına göre Atatürk’e ilişkin bilgiler daraltıldı, Evrim Teorisi Biyoloji dersinden, İsmet İnönü 2. Dünya Savaşı konusundan çıkarıldı. Felsefe’nin ünite sayısı azaltıldı. 15 Temmuz darbe girişimi, STEM ve kodlama, NOBEL Kimya Ödülü’nün sahibi Aziz Sancar müfredata 15 Eylül’de katıldığı bir programda “TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum” dedi. 4 gün sonra Bakan İsmet Yılmaz, TEOG’un yapılmayacağını açıkladı. 2018'de göreve gelen Ziya Selçuk, 2023 vizyonunu açıkladı 2018’de Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı tarafından açıklanan 2023 Eğitim Vizyonunda ''zorunlu ders saatleri ve çeşitlerinin azaltılması, sözleşmeli öğretmenlerin görev sürelerinin kısalması, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması, 5 yaş erken çocukluk eğitiminin zorunlu olması, pedagojik formasyon eğitiminin MEB tarafından verilmesi, elverişsiz koşullarda görev yapan öğretmenlere teşvik verilmesi'' hedefleri yer kapatılacağı duyurulan özel öğretim kursları ve temel liselere ek süre tanındı. Ve son olarak, geçtiğimiz günlerde Bakan Selçuk tarafından yeni ortaöğretim sistemi açıklandı.
“Hazırlıklı konuşma yapmak amacıyla ülkemizin eğitim sistemindeki değişikliklerle ilgili araştırma yapınız.” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka Hazırlıklı konuşma yapmak amacıyla ülkemizin eğitim sistemindeki değişikliklerle ilgili araştırma Eğitim dünden bugüne üzerinde sürekli konuşulan ve pek çok ülke için büyük önem taşıyan bir konu ancak her ülke bu kavrama aynı önemi maalesef vermemekte. Ülkemizde eğitime daha fazla kaynak ayırılmalı. Teknolojik yenilikler sağlanmalı. Ezberci eğitimden uzak durulmalı. Öğretmenlerin yaşam şartları kolaylaştırılmalıdır.“6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Ata Yayıncılık Sayfa 30 Cevapları” ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz. ☺️ BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Cevap Milliyet'ten Aysel Bozan Yılmaz'ın haberine göre, son 15 yılda yapılan değişikliklerden bazıları şu şekilde LİSELER 4 YILA ÇIKTI Hüseyin Çelik’in Bakanlığı döneminde, 2005’te liselerde eğitim süresi 4 yıla çıkarıldı, yabancı dilde eğitim veren hazırlık sınıfları birkaç okul hariç tarih oldu. Yine 2005’te Liselere Giriş Sınavı LGS kaldırılarak Ortaöğretim kurumları Sınavı OKS getirildi. Bu sınavda, öğrenciler 3 yıllık ortaokul eğitiminin sonunda tek bir sınava giriyordu. KATSAYI KALDIRILDI 2009’da Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın YÖK Başkanlığı döneminde üniversiteye girişte katsayı kaldırıldı. Ancak çeşitli davalar sonucunda Mart 2010’da katsayı alan dışını seçenler için 0,12; kendi alanlarını seçenler için 0,15 olarak belirlendi. ÖSS TARİH OLDU 2010’da liselere girişte, üç yıl sınav yapıldığı SBS kaldırıldı, adı yine SBS olarak kaldı ancak tekrar tek sınava dönüldü. Sistem kaldırılırken dershaneye bağımlılığın artması gerekçe gösterildi. Genel liselerin Anadolu lisesine dönüştürülmesine başlandı. Dönüşüm 2014’te tamamlandı. Yine 2010’da üniversiteye girişte uygulanan Öğrenci Seçme Sınavı ÖSS değiştirildi. 1999’dan önce uygulanan sisteme benzer, iki aşamalı sınav getirildi. Adaylar, önce ilk aşama olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na YGS giriyor; barajı aşanlar, Lisans Yerleştirme Sınavı’na LYS katılıyordu. 2011’de YÖK, katsayı uygulamasını tekrar kaldırdı. Katsayı, her aday için 0,12 oldu. Aynı yıl YGS’de şifre skandalı çıktı. Sınavda bazı öğrencilerin belli şifreleri kullanarak doğru cevaplara ulaştığı iddia edildi. 7 Temmuz 2011’de Ömer Dinçer, Milli Eğitim Bakanı oldu. Ekim 2011’de FATİH Projesi hayata geçirildi. Projeyle MEB’in hedefi sınıfları akıllı tahtalarla donatıp ders kitaplarını bilgisayar ortamına taşımaktı. Tüm okulların 620 bin dersliğine, dizüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı ve internet altyapısı sağlanacaktı. SBS YERİNE TEOG 25 Ocak 2013’te Nabi Avcı, Bakanlık koltuğuna oturdu. Eylül 2013’te SBS kalktı yerine Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş sistemi TEOG geldi. Yeni sistemde, öğrenciler 6 temel dersten, her dönem birer tane olmak üzere, 12 ayrı merkezi sınava girdi. Uygulamayla, öğrencinin eğitim döneminde girmek zorunda olduğu yazılılardan biri merkezi olarak yapıldı. 3 yanlış 1 doğruyu götürmüyordu. Sınava giremeyenlere muafiyet sınavı hakkı tanındı. Dershanelerin özel okula dönüştürülmesini düzenleyen kanunla, Öğretim Kurumları Kanunu’ndan “dershane” tanımı çıkarıldı. Kanuna göre dershaneler Temmuz 2019’a kadar özel okullara dönüşecekti. TEOG yerleştirme sonuçları açıklandığında, tercih yapmayan öğrencilerin otomatik olarak yerleştirildikleri okullar çok tartışıldı. Öyle ki pek çok öğrenci evlerinden 100-180 kilometre uzaktaki okullara yerleştirildi. Türban ortaöğretimde serbest bırakıldı. YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya 6 Kasım’da görevden alındı. Yerine Yekta Saraç Başkan oldu. FAKÜLTELERE BARAJ 2015’te YGS’ye 2 ay kala, YÖK, hukuk başta olmak üzere pek çok programın puan türünü değiştirdi. Ayrıca üniversiteye girişte fakültelere taban puan getirildi. İlk uygulama tıp ve hukuk fakültelerinde oldu. ÖSYM sınavlarda açık uçlu soru uygulamasını getirdi. ÖSYM Başkanı Ali Demir’in görev süresinin dolmasına 3 gün kala, ÖSYM Başkanlığı’na Prof. Dr. Ömer Demir Mahkemesi, CHP’nin başvurusu üzerine dershanelerle ilgili kanuna yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bunun üzerine yeni hazırlanan yönetmelikle özel öğretim kursları açıldı. Eylülde kanundan dershane tanımı çıkarıldı. Bir kısmı özel okula dönüştü. 15 ÜNİVERSİTE KAPATILDI Danıştay özel kurslarda “üç bilim grubunda kurs açma” maddesiyle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Yapılan düzenlemeyle 8 bilim grubunun 5’inden kurs açılması hakkı tanındı. Nabi Avcı’nın yerine İsmet Yılmaz Bakan oldu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında hazırlanan ilk KHK ile FETÖ ile bağlantısı nedeniyle 934 okul, 15 üniversite, 109 öğrenci yurdu kapatıldı. Askeri okullar kapatıldı; Milli Savunma Üniversitesi kuruldu. Özel öğretim kurslarının verecekleri ders sayısı 1’e düşürüldü. Yasası 2014’te çıkan “Proje okullar” ile ilgili okulların belirlenmesi, yönetici görevlendirilmesi, öğretmen atamasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlendi. Bu okullardaki 8 yıldan fazla süreyle yönetici veya öğretmen olanlar başka okullara tayin edildi. Bakan İsmet Yılmaz, öğretmenlere performans sistemi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Rektörlük seçimi değişti. Rektör, YÖK tarafından öneriliyor, profesör olarak en az 3 yıl görev yapan 3 aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. 4+4+4 SİSTEMİ BAŞLADI 2012’de yine Ömer Dinçer Bakandı. Kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen yeni sistemle 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yerine, 12 yıllık zorunlu kademeli eğitim getirildi. İmam hatiplerin orta kısımları yeniden açıldı. 66 aylık çocuklar zorunlu olarak ilkokula başladı. Müfredat da yenilendi. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği talimatla dershanelerin ya liseye dönüşmesi ya da kapanması yönünde çalışmalara başlandı. YÖK hazırladığı Yeni YÖK Yasa Tasarısı’nı tartışmaya açtı. İlkokul, ortaokul ve liselere serbest kıyafet uygulaması geldi. LYS yerleştirme puanı hesaplama yöntemi değiştirildi. Okulların başarısının da etkili olduğu Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı AOBP yerine kişisel başarının önemli olduğu Ortaöğretim Başarı Puanı OBP geldi. Önceki yıllarda 6, 7 ve 8. sınıfta yapılan SBS’ye son verilerek, sadece 8. sınıflar için SBS yapıldı. MÜFREDAT DEĞİŞTİ MEB, ilkokul, ortaokul ve liseyi kapsayan 172 sınıf düzeyi için 53 dersin taslak öğretim programını askıya çıkardı. Taslağı inceleyen uzmanların yorumlarına göre Atatürk’e ilişkin bilgiler daraltıldı, Evrim Teorisi Biyoloji dersinden, İsmet İnönü 2. Dünya Savaşı konusundan çıkarıldı. Felsefe’nin ünite sayısı azaltıldı. 15 Temmuz darbe girişimi, STEM ve kodlama, NOBEL Kimya Ödülü’nün sahibi Aziz Sancar müfredata eklendi. 2017 Performans Programı açıklandı. El yazısı kalktı. Kalite Kurulu YÖK’ten bağımsız hale getirildi, öğretim üyelerine 75 yaşına kadar çalışma hakkı tanındı, MYO’lara teşvik, lisansüstü öğrencilerine burs sağlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Eylül’de katıldığı bir programda “TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum” dedi. 4 gün sonra Bakan İsmet Yılmaz, TEOG’un yapılmayacağını açıkladı. Prof. Dr. Mahmut Özer, ÖSYM Başkanlığı görevine getirildi. Üniversiteye girişte YGS ve LYS kaldırılarak yerine yeni sınav sistemi getirildi. Adı Yükseköğretim Kurumları Sınavı YKS oldu. YÖK, yıl içinde de sınavla ilgili değişiklikler yaptı. Öğrencilerin sabah ilk basamak olan Temel Yeterlilik Testi’ne TYT girip sınav sonucunu bilmeden öğleden sonraki Alan Yeterlilik Testleri’ne AYT girecek olması çok tartışıldı. Liselerde adrese dayalı sistem getirildi. “Eğitim Eğitim Bölgesi ve Mahalli Yerleştirme Sistemi ile öğrenciler adreslerine en yakın 5 okuldan birini seçecek, öğrencilerin yüzde 90’ı evlerine yakın bir okula yerleşecekti. Türkiye genelinde belirlenecek yaklaşık 600 nitelikli okul için ise merkezi sınav düzenlenecekti. Sınav isteğe bağlı olacaktı. Ancak yerleştirme sistemi karışık olduğu için çok tartışıldı. Çünkü kimi öğrencilerin oturdukları yerde, istediği okul türünden ya yoktu, ya da kontenjanı yeterli değildi. ÜNİVERSİTELERDE YENİ SINAV YKS uygulanmaya başlandı. 13’ü mevcut üniversitelerin bölünmesiyle olmak üzere 20 yeni üniversite kuruldu. Ayrıca Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji, Kütahya Sağlık ile Sivas Bilim ve Teknoloji olmak üzere 3 yeni üniversite kuruldu. Temmuz 2018’de Prof. Dr. Ziya Selçuk, Bakan oldu. Ekim 2018’de 2023 Eğitim Vizyonu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından açıklandı. Zorunlu ders saatleri ve çeşitlerinin azaltılması, sözleşmeli öğretmenlerin görev sürelerinin kısalması, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması, 5 yaş erken çocukluk eğitiminin zorunlu olması, pedagojik formasyon eğitiminin MEB tarafından verilmesi, elverişsiz koşullarda görev yapan öğretmenlere teşvik verilmesi vizyonda yer alan hedefler arasındaydı. Ekim 2018’de Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu kuruldu. 2019’da kapatılacağı duyurulan özel öğretim kursları ve temel liselere ek süre tanındı.
ülkemizin eğitim sistemindeki değişiklikler ile ilgili araştırma